Ankara Barosu değişmeli!

Değerli Arkadaşlarım,

Öğrenciliğimden bu güne kadar tüm mücadelemi, Demokratik Sol Avukatlar (DSA) Grubu için vermeye çalışmış, hala da vermeye çalışmaya devam eden bir arkadaşınızım.
Bugüne kadar birçok proje geliştirdim, birçok projede görev aldım ve çok değerli baro başkanları ile çalıştım. Projelerimin bir çoğu da ne mutlu bana ki, gerçekleşti. Son yıllarda da tüm yoğunluğumu DSA’nın bozulmayacak ilkelerini, yazılı kural haline getirmeye adadım. Bu mücadeleyi verirken DSA’nın kütüğü yok dediler, onu da gerçekleştirdim.
Bu proje gerçekleştirilirken maalesef ilk saldıranlar da DSA’lı görünen çirkin insanlardan geldi. Hiçbir zaman kuralları yönünden belirlenebilir güvenilebilir (stable) olamayan DSA’nın en büyük sorunu ise, kütükte yer almak istememeleriydi.

Ama başardık.

Önce bir insan sonra da bir avukat olarak bu güne kadar hiç bir sorumluluktan kaçmadım. Emek verdiğim ve doğru bildiğim işlerin arkasında sonuna kadar durdum, durmaya da devam edeceğim. Yaptığım çalışmalar nedeniyle soruşturmalara uğradım, hatta fişlendim. Fetullah Gülen ve avanesiyle yaptığım mücadele nedeniyle de halen TBMM’ye girme engelli bir avukatım.

Değerli arkadaşlarım,
Hukuk, adalet ve bilimin birbirinin ayrılmaz birer parçası olduğuna inanmaktayım. Bunlar bu gün, günlük yaşamımızda en önemli temel kurallar haline gelmiştir. Hukuk, adalet olmaz ise bilimin de olması, bir ülkenin kalkınması ve muassır medeniyetler seviyesine gelmesi mümkün değildir.

Benim tüm isteğim, başta hukukun üstünlüğü olmak üzere bilimin ve teknolojinin ışığında ülkem için, bağlı bulunduğum meslek grubum için, geleceğimize dönük projeler geliştirerek, bizden sonra gelecek kardeşlerimize de doğru bir yol gösterebilmektir.

Bu doğrultuda da gerek bilişim hukuku, gerek internet dünyası, gerek özgür yazılım, yerli yazılım, e-imza, uyap, chp liyakat, chp network ve gerekse kişisel verilerin güvenliğiyle konusu başta olmak üzere çeşitli projeler üreterek bu projelerin TBMM’de nezdinde de kabul görmesine ve günlük hayatımıza girmesine katkıda bulundum.

Hala da anonim bir şekilde bir kaç iyi adamla birlikte Türkiye’nin her anlamda çıkış projesi olduğuna inandığım yerli yazılım projemiz PARDUS’un (şimdiki adı Pisi Linux) geliştirilmesi için de uzun yıllardır yaptığımız çalışmalara devam etmekteyim.

Değerli Arkadaşlarım;
En son siyasi iktidarının barolara yönelik saldırısına karşı yeni projeler üreterek uygulanmak istenen baskıya karşı mücadele etmek için, sorumluluk bilinci içerisinde, Barolar ve Barolar Birliği avukatlık yasası yönetmeliği hususunda çok değerli olduğuna inandığım, uzun süre emek verdiğim çalışmalarımı, şu anki Ankara Barosu yönetimine ilettim. Gelin konuşalım, ortak akıl ile elimizi taşın altına koyalım ve düzeltelim dedim. Sonuç yine aynı.

Sanırım DSA’yı benden başka düşünen yok olmalı ki bizleri tümden yok etmek isteyen siyasi iktidarın zihniyetine karşı da bir refleksleri hala yok. Yani akıl yok. Bu gidişle de olmayacak gibi görünüyor. Şu an var olan sadece siyasi iktidar tehlikesine karşı ankara barosu avukatlarının reflekslerini sömürmek. Sorun burada başlıyor. Bu kadar emek verdiğim bir oluşumun bu hale geldiğini görmek benim için pek mutlu olacak ve kabul edilebilir bir durum değildir.


Değerli arkadaşlarım ;
Ben bir çoğunuz gibi hayatımın hiç bir döneminde birilerinin adamı olmadım. Hiç bir güç bana bir çıkar uğruna hediye ettiği takım elbiseyi giydiremez, giydiremedi de. Arkamda ne bir sermaye ne de bir mafya oluşumu bir güç var. Bunları bilerek söylediğime emin olmanızı istiyorum. Uzun süre yaptığım araştırmalar neticesinde de ne acıdır ki, Ankara Barosu’nda refleks te olsa yapılan seçimlerin sonucunda, yönetici diye sectiğimiz kişilerin yönetici olmadığı, arkalarında adeta bir illegal bir sermaye olduğu ve yöneticilerin bunlardan korkarak, ya da isteyerek bunlara biat ettiğini üzülerek görmekteyim.

Değerli Arkadaşlarım;
Sonuç olarak DSA da yaptığım herşey verdiğim her emek heba edildi. Son olarak yine DSA da geliştirdiğim projeleri sahiplenmesi için elimden geleni yaptım. Sevgili başkanımıza yakışıklı başkanımıza ilettim. Ama o da öyle alışmış ki beni sürüncemede bıraktı. Benim o kadar vaktim yok !

Aslında hiç birimizin yok !

Bu sebeple Ankara Barosu başkanlığına aday oluyorum.
DSA ya DSA’nın dışında bir yapılanma ile bir şeyleri anlatmak istiyorum. Seçim bir demokratik yarıştır. Bu yarışta en önemli unsurun fikirlerin, projelerin ve baromuzun layık olduğu seviyeye çıkarılması olduğuna inanıyorum. Sadece seçim kazanmak değil, sadece yönetmiş olmak için değil, DSA ilkeleri ile yönetişimi ve doğrudan demokrasiyi Ankara Barosu’na ve onu örnek alacak diğer STK’lara bir eser bırakmak uğruna adayım.

Ankara Barosu’nun bağımsızlığını ve özgürlüğünü ilan ediyorum.